ŞU AN ENDİŞELENECEK BİR ŞEY YOK!

Şu an endişelenecek bir şey yokSon günlerde 'kriz' sözcüğü herkesin dillerinde tekrarlanmakta. Olan’lara, yaşananlara bakıldığında aslında her şekilde birbirimizle ne kadar da iç içe olduğumuzu  ve  deneyimlerimizin ne kadar birbiriyle çakıştığını ve  birbirimizi etkilediğini açıkça gözlemlemekteyiz.

Dış dünyada olanlar, insanların benzer deneyimleri, hepimizi zihinlerimizde olanlarla ilgili bir sonuca götürmekte ve zihnimiz; başkalarının deneyimlerinden yaşananlarla kendi yaşayacaklarımızı özdeşleştirdiğinde, çıkan sonuçların kendi hayatımıza nasıl yansıyacağı korkuları ve endişeleriyle  dolmaktadır.

Zihnimizde ekilen kriz sözcüğüne yüklenen anlamlar; felaket, çaresizlik, muhtaç olmak, yetersiz olmak, var olamamak... Maalesef tüm medya kuruluşları bu kelimenin zihinlerimize yer etmesi için adeta yarıştalar. Her kriz kelimesinin tekrarı;  zihinlerimize korku ekmekte ve bu sözcüğü her duyuşumuzda ya da her görüşümüzde korku içimizde giderek büyümektedir.

İçimizde her gün gelişen olumsuz olaylar nedeniyle büyüyen korkular bizlerinde olumsuz olaylar yaşamamıza neden olmaktadır. Çünkü korktuklarımız başımıza gelir. Böylece hepimiz korku döngüsünün içine farkında olmadan, tüm dünyanın yaşadığı krizi kabullenmişçesine girmekteyiz.

Hatta bu durumu öylesine kabulleniriz ki; yaşamımızda hiç endişelenecek bir şey yokken ve her şey yolundayken bile sahip olduklarımızı kaybetme korkusu yaşamaya başlarız. Ya kriz beni de etkilerse? Ya işimi kaybedersem? Ya parasız kalırsam? vb. sorular, sahip olduklarımızı kaybedeceğimiz endişesi  zihnimizi kaplamaya başlar. Henüz yaşanmamış ve sadece zihnin bir üretimi olan bu kuruntuların zihinde çözümü söz konusu olmadığı için insan kendini çaresiz, yetersiz ve kısıtlanmış hisseder. Eğer döngülerimizin içinden çıkamazsak düşüncelerimizin yarattığı deneyimleri yaşamamız kaçınılmaz olur.

Peki bizleri içine çeken bu döngüden çıkmamız mümkün müdür?
Evet bu mümkündür!

İlk yapacağımız şey; bu döngüden çıkmayı arzu etmektir. Arzu tezahürün başlangıç adımıdır.

İkinci olarak bu döngüyü nasıl oluşturduğumuz farkındalığına varmaktır. Bunun için zihnimizin ürettikleri ile o anda yaşadıklarımızın mukayesesini yapmamız gerekir. Bu mukayeseyi yaparken içimizde ürettiğimiz duygunun gerçekte var olup olmadığını fark etmemiz ilk adımdır. Bazen gerçekten o duygunun deneyimleri içinde olabiliriz. O zaman  sorun'amı yoksa çözüm'e mi odaklandığımızı açığa çıkarmamız önemlidir. Eğer çözüme odaklanmışsak eylem var demektir ve her sorun  çözümü de kendi içinde barındırdığı için sonuç yine beklentilerimizle tamamlanır.

Ancak, eğer soruna odaklanmışsak, o zaman fark etmemiz gereken sorunun dışımızda değil de içimizde olduğu gerçeğidir. Bu durumda hemen kendimize sorulacak soru şudur:

- Su an endişelenecek bir şey var mı?
- Bu sorunu çözebilmek için hangi eylem planına ihtiyacım var?
- Bu sorunu çözebilmek için yeteri kadar yeterli miyim?

Son soruya verdiğiniz cevap hayır ise, yaşadığınız sorunun yaşamınızda başınıza geliş nedeni sizin kendinizi yetersiz hissettiğiniz bu durumda farkındalık yaşayarak kendinizi geliştirme ihtiyacınızdan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla soruna odaklanmaktansa kendi içinize dönerek içinizdeki hissettiğiniz yetersizliğinizle yüzleşmeniz gerekir.

Kriz kelimesi aslında bizim görmezden geldiğimiz bir sürü fırsatı tekrardan yakalamamıza imkan  sağlayan bir oluşum olarak görmemizde fayda vardır. Kriz bir şeylerin yolunda gitmediği sinyallerini vermektedir. Bu durumda krizin sonuçlarının içimizde yarattığı korkulara odaklanmak yerine yolunda gitmeyen şeylerin neler olduğu farkındalığına varmak ve elimizden gelenin en iyisini yaparak kendi sorumluluğumuzu almamız önemlidir.

Bu sayede yaşadıklarımızın sorumluluğunu alabilirsek dünyamızı düzeltmenin başlangıç adımını da atmış oluruz.

Olayları korku ile izlemek yerine sevgi ve işbirliği ile ilişkilerimizi güçlendirmemiz gerekmektedir. Bu bizi, kendimizi diğer insanlardan ayrı olmadığımız gerçeği ile karşı karşıya getirecektir ki; bu sayede kendi sorumluluğumuzla kendimiz  için yaptığımız bir şeyin aslında diğer insanlar içinde bir şey anlamına geldiğinin farkında olmamız demektir.

Korkulara kapıldığımızda kendimize sürekli 'Şu an endişelenecek bir şey yok!' cümlesini tekrarlayarak zihnimizi buna inandırabilirsek, yaşayacağımız tüm anlarımız endişesiz olur...

Endişesiz geçireceğimiz her anımızda; huzur, mutluluk, neşe, bolluk ve bereket gizlidir ve izin verirsek ortaya çıkarak yaşamımızın bir parçası olurlar.

Tüm krizleri fırsata çevirmek dileklerimle.

Sevgimle.

Fotoğraf: Francesco ~ Flickr
Creative Commons Attribution 2.0 Generic (CC BY 2.0)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.