İLK KEZ OLDUĞU GİBİYDİ VE MUTLUYDU

ilk Kez Olduğu Gibiydi Ve MutluyduHeyecanla uyandı o sabah, kim bilir belki de o gün bambaşka bir gün olabilirdi onun için.

İçindeki heyecanı bastırmak için derin bir nefes aldı. Hazırlanmak için upuzun bir gün vardı önünde onu bekleyen. İçinde de tuhaf bir duygu hissetti anlayamadığı heyecanını bile bastıran, onu fark etti. Rüyasını hatırladı birden, evet, evet onu görmüştü hiç tanımazken, tanır gibiydi ve bir ayçiçek tarlasının ortasındaydı, güneş gibi parlıyordu ona bakarken ve sonra yoğun bir ışıltı altında kaybolmuştu hoş bir duygu bırakarak yüreğinde. Gerindi, kendini iyi hissediyordu.

Bütün gün yapacaklarını kafasında planladı durdu kahvaltısını yaparken, bu akşam çok güzel olmalıydı her zamankinden. El, yüz, saç bakımı derken saatler hızla ilerliyordu, içindeki heyecanı ile beraber. Sıra ne giyeceğine gelmişti. Gardırobun karşısına geçti ve neredeyse tüm giysilerini gözden geçirdi. Şık olmalıydı bir o kadarda çarpıcı. En canlı renkli kıyafetlerini denedi ama nedense hiçbiri içine sinmemişti. Yok yok sade olmak belki daha iyiydi, çok göze batıcı olunca hakkında iyi düşünmeyebilirlerdi. Bir kaç deneme daha yaptı yine karar veremedi. Ufff ne zor işti karar vermek. Beğenilmek ihtiyacındaydı bu akşam ilk karşılaşmaları olacaktı ama kararsızlığı yüzünden kendisini kapana kısılmış hissediyordu.

Bir arkadaşlarının yakın dostuydu tanışacağı kişi. Yıllar yılı arkadaşları onu hep birileriyle tanıştırmışlardı birliktelik anlamında ama hep hüsranla bitmişti sonları. Artık böyle teklifleri kabul etmiyordu ama nasılsa buna evet demişti. Hoşuna gitmiyordu bu seremoni. Ama yine de her seferinde güzel olmak, dikkat çekmek arzusundaydı oldum olası. Kararsızlığı onu paralize etmiş, yormuştu. Koltuğa oturdu ve düşünmeye başladı. Niyeydi bu sıkıntı? Güzel olmasa ne olurdu? Gözünün önüne geçmişteki deneyimleri geldi ve bir anda kendini süslü püslü bir palyaçoya benzetti. İyide kendisi palyaço değildi ama kendisini beğendirmek adına yapıyordu tüm bunları. İnsan palyaço değilken palyaço rolünü üstlenince de karşısındakini güldürüyor, kendisi de doğal olamıyordu. Bunları düşünürken birden niye evvelce kendisine tanıştırılan insanlarla birliktelik kuramadığını kavradı. Hep şikayet eder dururdu "Niye bu tarz insanlar karşıma geliyor, benim nasıl biri olduğumu neden arkadaşlarım anlamıyorlar ve beni bu insanlarla tanıştırıyorlar." diye. Düğüm çözülmüştü. Tabi ya yıllardır kendisi gibi olamadığı için kendisini diğer insanlara farklı tanıtmıştı. Onlar da onun oynadığı role uygun insanlarla bir araya getirmeye çalışmışlardı. Oysaki o yıllardır etrafındaki insanları kendisini anlamamakla suçlamıştı. Ve yine aynı şeyleri yapmaya devam ediyordu. Eğer fark etmeseydi aynı olaylar tekrarlanmaya devam edecekti. Dış görünüşe odaklanınca insan iç dünyasını hiç yansıtamıyordu ki. Karşılaşmalarındaki ilk beklentisi beğenilmek duygusuydu. Kendisi bu duygu ve düşüncede olunca o da karşısındakini aynı şekilde daha tanımadan yargılıyordu. Böylece de iletişim daha başlangıçta kurulamadan bitiyordu. Ya da bir müddet devam ediyor daha sonra hüsranla son buluyordu.

Fark ettikleriyle üzerinden bir yük kalkmış gibi hissetti. Evet bu kez farklı olacaktı. Tekrar gardıroba yöneldi ve hangi giysiyi giymek istediğine içine danışarak karar verdi. Onu yansıtan giysileri seçti. Sade, duru ve şıktı. Saçını doğal taradı, makyajı varla yok arasıydı. Son bir kez daha aynaya baktı, evet hazırdı. Kendinden emin, duruşuyla özgüvenini yansıtıyordu. Hiç kimsenin beğenisine ihtiyacı yoktu. O kendisini beğeniyordu ve bu onun için yeterliydi. Yeni ruh halinin getirdiği neşe ile evden çıktı.

Restorana geldiğinde arkadaşları gelmiş onu bekliyorlardı. Evvelce kendi üzerinde güzel olmak ve güzel kalabilmek adına tuttuğu farkındalığını sadece birlikte olduğu insanlara yöneltti. Böyle olunca da tüm gece boyunca son derece samimi, içten, neşe doluydu. Sanki her şeye sihirli bir değnek dokunmuştu. Evvelce kasılıp kaldığı, kişisel algılamalarıyla kendini kahrettiği davetleri düşündü. Her şey ne kadar farklıydı. O rahatladıkça, açık ve samimi oldukça karşısındaki insanlarda ona aynı şekilde karşılık veriyorlardı. O gece ilk karşılaşmaları olmasına rağmen sevgi ve saygı yumağı haline gelmişlerdi farkında olmadan. Evet aslında iletişim bu kadar kolaydı yüreğini açabildiğinde. Hiç kimse karşısında rol yapan birini istemiyordu. Buna kendisi de dahildi. Rol yapan biriyle insan kendisini kandırılmış hissediyordu. Aslında korkulacak hiç bir şey yoktu ki kendi zaaflarımızdan başka. Kendi zaaflarımızla yüzleşme cesaretini gösteremediğimizde onları saklamak için takıyoruz maskelerimizi ve takınıyoruz bize ait olmayan rollerimizi.

O gece çok keyifli sonlanmıştı. Telefonlar alınmış, bir sonraki görüşme için randevular verilmişti. İçi sevinç doluydu eve dönerken. İlk kez olduğu gibiydi ve mutluydu. Evden içeri girdiğinde cep telefonundan mesaj geldiğine dair sinyal aldı. Açıp okudu. Şunlar yazıyordu;
"Seni tanıdığım için çok mutluyum, benim meleğim olur musun?"

Sevgiyle kalın

Fotoğraf: Carmela Nava - Flickr
Creative Commons Attribution 2.0 Generic (CC BY 2.0)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.