SIRADAN BİR GÜN SANMIŞTIM

sıradan bir gün sanmıştımBir garip uyandım bu sabah... Bir dolu rüyanın ardından tuhaf duygular içerisindeydim...

Neydi gördüklerim, nelerdi bana gösterilmek istenenler, hiç bir şey hatırlamıyordum. Halbuki bir sürü şey yaşamışım gibi geliyordu bana. Duygularıma hüzün yüklenmişti...

İşe gitmek üzere hazırlanmaya başladım, kendimi bir an evvel dışarı atmak arzusundaydım. Dışarı çıktığımda sıcak bir günün beni karşıladığını fark ettim. Öylesi karmaşık duygular içerisindeydim ve kendim için bir şeyler yapmak arzusundaydım ki kendimi sahil kenarında buldum. Arabamı park ettim ve Yeniköy Emek Cafe‘ye yöneldim. Deniz kıyısında güzel bir mekan, hatta öylesi güzel ki biz ona 'aşıklar cafesi' deriz. Denizin kıyısında durdum bir müddet denizi, güneşin yakamozlarını, balıkların oynaşmalarını seyrettim. O sıra arkamdan ismimin seslenildiğini duydum, sevdiğim bir arkadaşımdı.

Birlikte denizin hemen kıyısında bir masaya iliştik, ben kahvaltı ısmarladım o ise bir tostu paket olarak istedi. Kısa bir sohbetten sonra o ayrıldı ben denizle başbaşaydım. Kahvaltıma başlamıştım ki minik bir serçe kondu masama, umarsızca bana baktı ve ekmeğime yöneldi. Pandomim oynar gibiydim, ağır hareketlerle onu ürkütmemek adına izlerken, o ara sıra göz ucuyla bana bakarken keyifle ekmeğimi paylaşıyordu. Ardından bir grup minik serçe daha geldi, bu kez ben onlara ekmeklerimi saçtım, hep beraber kahvaltı ediyorduk, kimileri ekmeği alıp uçuyor, kimileri ise güven içinde benimleydiler. Anlaşılan insanlara alışmışlardı.

Ara sıra motorların dalga seslerine karışan sesini duyuyordum... Her şey öylesine canlı ve pırıl pırıldı ki. Güzellik sessizlik içinde dillenmişti adeta, huzuru, bütünlüğü, dinginliği, sevgiyi, aşkı anlatmaya çalışıyor gibiydi. Nasıl da fark edememiştim bunca zaman. Ardından yan masaya yaşlıca bir bayan geldi, sabah yürüyüşünü soluklandırmak arzusuyla kahvesini ısmarladı. Sıcak bir gülümsemeyle selamlaştık.

Artık oradan ayrılmam gerekiyordu, hesabı istedim, garson hesabınız yok işareti yaptı. “Anlamadım.” dedim, arkadaşınız ödedi dedi. Hoş bir sürprizdi benim için, teşekkür ederek ayrıldım. Arkadaşım hemen yandaki bankada çalışıyordu. Teşekkür etmek için oraya yönelmiştim ki önünden yürüdüğüm bir restorantta bir bey ile göz göze geldim, “Günaydın, bir çay ikram edebilir miyim size?” dedi. Vaktim olmadığı için bu nazik teklife teşekkür ettim ve yüzümde bir gülümsemeyle içimde bir coşku hissettim. Bir kez güzelliklerin farkına varmak, başka güzellikleri de devamında getiriyordu. Ne güzel bir gündü. İnsanlar ne güzeldi. Doğa ne güzeldi, ne güzeldi hayvanlarla birlikte olmak…

Görülebildiğinde yaşam ne kadar güzeldi, sıradan sandığım bir gündü oysa. İçimdeki tüm benliklerime coşkuyla seslendim:

“Hey! Günaydın haydi sizde uyanın, fark edin, bu gün çok güzel bir gün, yaşamak çok güzel!”

Sevgiyle kalın

Fotoğraf: Nathaniel F - Flickr
Creative Commons Attribution-ShareAlike 2.0 Generic (CC BY-SA 2.0)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.