Warning: get_current_user() has been disabled for security reasons in /home/kesiyahd/public_html/wp-content/plugins/bnfw/freemius/includes/class-fs-logger.php on line 89
Senaryo Neydi? Biz Neyi Oynadık? - Rüya Yüksel

SENARYO NEYDİ? BİZ NEYİ OYNADIK?

Senaryo Neydi? Biz Neyi Oynadık? Oyunun sahnelenmesine az zaman kalmıştı... Aslında oyun çok zaman öncesinde hazırdı da anda değişimler farklılık gösteriyor gibi yansıyordu. Asırlar öncesinden beri birbirlerini bilen kadim dostlar bu oyunda buluşacaklardı…

Oyun içinde olan her bir oyuncu biat etmişti oynayacağı role. Olmazsa olmazdı bu oyun sonsuzlukta. Uyanış, tam farkındalık, teslimiyet, birlik, bütünlük oyunun bölümlerinin konularıydı.

Oyun, oyuncuların her şeyi unutmuş oldukları bir zaman boyutunda, üç boyutlu bir mekanda ve önce kendi içsel dünyalarındaki uyanışlarıyla başlayacaktı. Bu uyanış aynı zamanda onların kendilerinin yazdıkları senaryoyu hatırlamalarını da sağlayacaktı. Benlik farkındalığı, üç boyutlu dünya algısında ben ile uyanmak ve ben ile birlikte hareket edebilmek. İyisiyle, kötüsüyle her şeyi anda kabul edip var olup, kendilerini var edebilmek.

Ben, üç boyutu sevmişti; ön planda olmak, kendinden söz ettirmek, haklı çıkmak, güçlü olmak, kazanmak, savaşmak, mücadele etmek, kibirlenmek, zevk ve sefaya düşmek. Ya da kendi özünü, oyundaki rolünü tamamen unutup rehavet içine düşmek; kimi oyuncuların başına gelen şeylerdi. Bazı oyuncuların ben’leri ise oyunun senaryosunu hepten unutmuş, yaşamak, var olabilmek için savaşın içinde kaybolmuşlardı. Oyundaki rollerini ve kendilerini farkındalıksızlıkta reddedenlerdi bunlar.

Senaryo Neydi?

Zaman gelip çattığında her bir oyuncuya ihtiyaç vardı. Senaryo neydi? Her bir oyuncu kendi içselliğinde bunu biliyordu da bilinçli olarak hatırlayamamıştı rolünü. Üç boyut algısı bazılarını içine almıştı.

Uykuda olmak ya da uyanık olmaktı seçimleri. Her bir oyuncunun özgür iradesi söz konusu olunca da beklemekten başka çare kalmıyordu. Özgür irade oyunun içindeki paradokstu. Daralan zamanda uykuda kalmak, bütüne katılamamak. Mesele var olabilmek.

Oyun oldukça büyük bir puzzle’ın tamamlanmasıyla son bulacaktı ve her bir parça yerine oturduğunda büyük resim ortaya çıkacaktı. O nedenle içlerinden birinin olamaması olmazdı bütünsellik için. Son ana kadar beklemeye kararlıydılar oyunu sergileyenler.

Oyunun hazırlık aşaması oyun içindeki oyundu aslında. Gerçekte ne senaryolanmıştı ve biz adındaki bütünlüğün parçaları neyi oynamışlardı varoluşlarından bu yana. Oynanacak oyun ekilen tohumların bir anlamda büyümesi ve hasat edilmesiyle eş zamanlıydı. Bütünsellik ekilen tohumların toplanması, derlenmesi, hasat edilmesiydi. Verimli bir hasat için sap ile saman ayrılmalıydı şüphesiz.

Beklemek, beklemek; sürecin azalması ve senaryoya yeniliklerin katılmasına neden olabilirdi. Her şey mümkündü oyunda. Değil mi ki eninde sonunda sergilenecekti öyle ya da böyle. Sonuç değişmeyecekti.

Toplanmalar yavaş yavaş başlamış olup, birbirini hiç tanımadıklarını zannedenler bir araya geldiklerinde içsel bilişle birbirlerini kucakladılar. Artık oyunun başlama vakti gelmişti. En önemli rol henüz potansiyellerinin farkında olmayanlara rehberlik etmek, destek olmaktı. Hatırlayanlarla oyun başlayacaktı.

Işıklar yandı ve oyun, sahne perdesinin kalkışıyla başladı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.